AKDENİZ - EGE !

AKDENİZ - EGE !

Sevgili Okuyucularım;

Doğu Akdeniz ve Ege Denizindeki gerginliklerde; ABD ve Rusya ikilisinin, büyük güç rekabeti Soğuk Savaş'ı ve Rusya'nın geçen yüzyılda İsrail'e düşmanlığını anımsatıyor.

 Lakin mevcut gerçekliğin doğasında var olan farkı anlamak da önemlidir.
      ABD - Rus rekabeti hiçbir zaman ideolojik olmamıştır, olamazda.
      Rusya – ABD gibi İsrail'i bir düşman olarak değil bir ortak olarak görmektedir.

      New York'taki ikiz kuleler ve Pentagon'a yapılan saldırının 19'nci yılında anımsanmasına gidildiğinde;

     11 Eylül 2001 günü sabahında - Yaklaşık 3.000 kişi hayatını kaybetti. 

     Bu saldırıyla tarihin akışı da değişti.

    ABD, eliyle besleyip büyüttüğü teröristlere karşı sözüm ona  "Teröre Karşı Küresel Savaş" ilan etti.  

  Afganistan ve Irak'ı işgal etti.

  Afganistan'ın ardından ikinci hedef ise Irak’tı.   

 Ortadoğu kan gölüne döndü.

Saddam Hüseyin'in teröre destek verdiği ve kitle imha silahları gerekçe gösterilerek Nisan 2003'te Bağdat’ı işgal etti. 

    Baas yönetimi iktidarına son verilirken, Saddam Hüseyin yakalandı ve idam edildi. Silahların mevcudiyeti ispat edilemedi!

    Irak'ta 2003 – 2020 arasında saldırı ve çatışmalarda ölen sivil ve askerlerin toplam sayısı 200 bin'i aştı. 

  ABD, şeklen  2013'de Irak'tan, 2014'te de Afganistan'dan çekildi ancak coğrafya huzuru bulamadı.

  Gerçek amaç ne diye soracak olursanız;

 ABD Suriye'de ikinci İsrail kurmak için her türlü yolu deniyor. PKK'ya para ve silah akıtıyor, PYD ve DEAŞ’ı kucaklıyor.
   16 yıldır savaşta. Cephe değiştiriyor, savaşın adı değişiyor ancak 11 Eylül saldırılarıyla başlayan  besleyip koruduğu, benden başkası dokunamaz dediği, ABD'nin teröre karşı nedense savaşı, bir türlü son bulmuyor. 

   En ağır faturayı ödeyenler ise savaşların ortasında ölüm kalım mücadelesi veren kadın ve çocuklar oluyor.  

   ABD’nin Terörle mücadelesi BAE yanına alarak, İslam ve Müslümanlarla mücadeleye dönüştü ve onarılması güç bir kutuplaşmaya neden oldu. 

  Doğrudan savaş nedeniyle ölenlerin sayısı 250 bin. 360 bini aşkın kişi yaralandı.  8 milyon kişi ise yaşadıkları ülkelerini terk etmek zorunda kaldı.

    Şimdi Akdeniz'i ve Ege denizini karıştırmaya kalkıyor!

ABD İnsanlığı yok etme savaşlarında hep sahte bahaneler üretti. Bölgesel yarattığı çatışmalara barışçıl ve sürdürülebilir bir çözüm ihtiyacı vurgusu görüntüsü ile yanına aldığı Fransa ve İngiltere ile hedefindeki bölgeyi bombalamaya başlarlar.
    Rusya, 2011'de Kaddafi'yi deviren ve yıllar boyunca siyasi düzensizliğe yol açan Batı'nın ateşli bir rakibiydi.
  Bugün ABD, çoktan Rusya ile birlikte çalışma kabiliyetini test etme alanı olarak Suriye'yi seçerek, Ortak menfaat alanlarında birleşmiş oldular.

 ABD ve Rusyanın  bu strateji doğrultusunda,
Müslüman Kardeşler'e finansman desteğinin kesilmesi için Katar'a karşı savaşa varmayan bir dizi önlem uygulayarak düşüncelerine göre, Müslüman Kardeşlerle ideolojisine yakınlık sürdüren Türkiye'nin dikkatini çekmiş olacaklardı.
     Böylece Suudi Arabistan, Mısır, BAE ile  Türkiye ile ilişkileri zayıflama sürecine soktuklarını vurguluyorlar.
      Libya, dünya enerji pazarının etkili bir vazgeçilmezidir.
     Rusya’nın hem Afrika'da güçlü bir varlık sergilemek,
hem de nüfuz alanını Orta Akdeniz'e kadar genişletme arzusu, Dünya petrol piyasasında oynayabileceği rol için Libya ile yakinen ilgilenmesini sağlıyor.
   Suriye'den getirdiği teröristlerle omuz omuza,
Libya'nın petrolü ve gazı için Libya Ulusal Ordusu'na karşı savaş sürdürülmesini sağlıyor.  
    Doğu Akdeniz  gaz patlamasının pembe geleceği tehlikededir!
Dünya çapındaki petrol ve doğal gaz talebi çarpıcı düşüşle birleştiğinde,
     Yunanistan’a; Kıbrıs, Lübnan, İsrail ve Yunanistan ekonomilerinde oluşan  büyük açık, Deniz gaz projelerinde Türkiye ile bölgesel çelişki yaratarak çıkara dayalı ABD, Fransa ortaklığında kucağa düşmesine yol açtı.
      Bu sırada Türkiye ile, bölgede kendisine rol biçen ABD ve Fransa, Kıbrıs, Mısır, Yunanistan ve hatta İsrail arasındaki jeopolitik ve askeri gerginlikler artmış oldu.

NATO üyesi Türkiye'nin  diğer üye Fransa ya da Orta Doğu'da NATO müttefikleri BAE, Mısır, İsrail  ile  askeri bir çatışmayı düşünmek olasılığı olamaz.
     Fransa, İtalya ve Yunanistan gibi NATO ülkeleri,
Açıkça Doğu Libya generali Haftar'ı desteklemeyi tartışıyor.
Mısır, Türkiye'yi ve GNA güçlerini Libya petrol sektöründe önemli bir eşik olan Sirte hattını geçmemeleri konusunda uyarıyor.
Türkiye, Trablus GNA askeri ilerlemelerine devam ederse,
Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır Ordusu' nun Haftar'ı desteklemek için Libya'ya gireceğini ilan etmiş bulunuyor.
Fransa ise BM’de Türkiye'ye yaptırım uygulamak için kulis yapıyor.

ABD Başkanı D.Trump önümüzdeki günlerde yapılacak olan BM’ler tolantısına katılmayacağını açıklarken, G-7 Toplantısına ev sahipliği yapabileceğini duyurdu.
     Şimdi gözler Ege Denizi –Yunanistan ve Libya'da iken,
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki askeri hareketleri Mütefik saydığımız yarasalara daha çok endişe veriyor.
    Türkiye'nin Libya antlaşması, Orta Doğu'yu boyun eğdirme stratejisi olarak algılanıyor.
    Türkiye'nin Katar, Afrika Boynuzu, Sudan ve şimdi Libya'daki askeri projeleri, Arap uluslarını tehdit eden bir askeri güç çemberi olarak algılanıyor.
    Türk petrol ve doğal gaz şirketlerinin, Doğu  Akdeniz rezervlerini arama konusunda resmen destekleyen askeri hareketleri, Yunanistan ve Güney Kıbrıs için doğrudan  tehdit oluşturuyor imajı yaratılmak isteniyor.
   Türkiye’nin "Mavi Vatan" askeri stratejisi, Ege, Akdeniz ve Karadeniz’deki kayıp olan haklarının hâkimiyetini hedefliyor.
    Kurtuluş Savaşında kazandıklarımızı, masada kapmak isteyenlere karşı Lozan’a sarılmayı bilmeliyiz.

Türkiyenin Akdenizde Araştırma Gemisini Limana çekmesi, barışa adım sayılmalı,

“Yurtta sulh, cihanda sulh” boyu eğmek anlamına gelmemelidir!

Sağlıklı yaşayın sağlıcakla kalın.

AKDENİZ - EGE !
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Tarım Bakanı Pakdemirli: Pamuk destek ücretlerini açıkladı
Tarım Bakanı Pakdemirli: Pamuk destek ücretlerini açıkladı
DERDİMİZ EKMEK PARASI
DERDİMİZ EKMEK PARASI "ASKIDA EKMEK" DEĞİL